• BIST 100
    1.196,67
    % -0,14
  • AMERIKAN DOLARI
    7,9654
    % 0,32
  • € EURO
    9,4361
    % 0,46
  • ALTIN (TL/GR)
    488,87
    % 0,60
  • BITCOIN
    103337,356
    % 2,07
  • РУБ RUBLE
    0,1043
    % 0,66
  • ¥ YUAN
    1,1942
    % 0,56
  • £ POUND
    10,4218
    % 0,23

Kovid-19 salgını, Körfez ülkelerinin ekonomilerini derinden etkileyecek

Kovid 19 salgini korfez ulkelerinin ekonomilerini derinden etkileyecek Kovid 19 salg n K rfez lkelerinin ekonomilerini derinden etkileyecek

(AA) – Washington merkezli düşünce kuruluşu Arap Merkezi Başkanı Halil Jahshan, koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla başlayan ve petrol fiyatlarındaki tarihi düşüşlerle devam eden sürecin, Körfez ekonomileri üzerindeki olumsuz etkilerine değinerek, “Yemen, Libya gibi ülkelerdeki çatışmalara finansör olan Körfez ülkeleri için bu durum sürdürülebilir olmayacak. Pahalı operasyonlarına devam edemeyecek kadar ekonomik baskı altındalar ve gelecek vizyonlarını uygulayacakları yıllara milyon dolarlık borçlarla girmek istemezler.” dedi.

Jahshan, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, varil başı 30 dolar bandında seyreden petrol fiyatlarının, üretim için 70-75 dolar fiyat aralığına ihtiyaç duyan Körfez ülkelerini ekonomik çıkmaza sürükleyerek bölge ekonomileri üzerinde domino etkisi oluşturacağını ifade etti.

Düşük petrol fiyatları nedeniyle bütçe açığı artan Körfez hükümetlerinin, devlet tahvillerini satmak ya da uluslararası kurumlardan borç almak zorunda kaldığını anlatan Jahshan, “Şu an en büyük baskıyı bütçeleri üzerinden hisseden Körfez ülkelerinin, başvurduğu ilk yol bütçe kesintisine gitmek oldu. Suudi Arabistan Maliye Bakanı, bütçede yüzde 20 küçülmeye gidileceğini açıklarken, bazı Körfez hükümetleri yüzde 40’lara varan rakamları telaffuz ettiler.” bilgisini verdi.

Jahshan, Körfez’deki petrol bazlı emtia ekonomisinin varlığına dikkati çekerek, ekonomiyi çeşitlendirme çabalarının petrole bağlı olduğunu ve krizin bu çabaları da vurabileceğini kaydetti.

Petrol fiyatları ve Kovid-19 krizinin Körfez ekonomileri üzerindeki etkisini dahili ve harici olarak ikiye ayıran Jahshan, “En büyük dahili etkisi, petrol sektörüne bağlı olan turizm, seyahat, lojistik gibi sektörlerin darbe alması olacak. Ayrıca Körfez ülkelerinin bütçeleri sosyal hizmetler ve harcamalara dayanır. Yüzde 40’lara varan kesintilerin söz konusu olduğu bütçelerin bir numaralı kurbanı da sosyal harcamalar olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Jahshan, krizin ikinci kurbanının vekalet savaşı yürüttükleri ülkelerde harcanan milyar dolarlar yani dış harcamalar olacağını belirterek, “Riyad ve Abu Dabi’nin bu savaşları ekonomik açıdan sürdüremeyeceği aşikar. Abu Dabi ekonomik olarak gittikçe küçük ve kırılgan oluyor. Yavaş yavaş bu bölgelerden ekonomik desteklerini çekmeyi düşündüklerini söyleyebiliriz.” ifadelerini kullandı.

Böylece yüzleştikleri ekonomik kriz gereğince söz konusu ülkelerin politikalarını yeniden tartmaları gerektiğini vurgulayan Jahshan, “Yemen, Libya gibi ülkelerdeki çatışmalara finansör olan Körfez ülkeleri için bu durum sürdürülebilir olmayacak. Pahalı operasyonlarına devam edemeyecek kadar ekonomik baskı altındalar ve gelecek vizyonlarını uygulayacakları yıllara milyon dolarlık borçlarla girmek istemezler.” dedi.

Körfez ekonomisinin bel kemiği yabancı işçi gerçeği

Jahshan, Kovid-19 salgınının Körfez ekonomileri sadece petrol fiyatları üzerinden sarsmadığını, başta petrol endüstrisi olmak üzere ekonomiyi ayakta tutan yabancı işçi ve yönetici topluluğunun, bölge ülkelerindeki virüs vakalarının yüzde 70-75’ini oluşturduğunu bildirdi.

Körfez’deki Kovid-19 vakalarının sayısının düşük gibi görünmesine rağmen rakamların nüfus ortalamasına oranla yüksek olduğuna işaret eden Jahshan, virüsün yabancı işçileri gelecekte nasıl etkileyeceği sorununun, Körfez ülkelerindeki en büyük ekonomik endişelerden biri olduğunu söyledi.

Jahshan, yerli halkın azınlık olmasının bölge ülkelerini ayrı bir çıkmaza sürüklediğini aktararak, “Ayrıca çoğu teknik işlerde çalışan ve ekonominin vazgeçilmezi olan yabancı yönetici topluluğu gelir ve iş eksikliği sebebiyle evlerine dönerlerse vizyon projelerinin ertelenmesi, bütçe açıkları, işsizlik kaçınılmaz sonuçlar olacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Vizyon projeleri rafa kaldırılacak

Dünya Enerji Konseyi Orta Doğu ve Körfez Ülkeleri Bölge Müdürü Kate Dourian ise piyasada yaşanan krizlerler sebebiyle bölge hükümetlerinin, ekonomilerini çeşitlendirmek üzere başlattıkları mega projeleri rafa kaldırmak ya da iptal etmek durumunda kalacağını belirterek, “Mesela Riyad’ın 2030 vizyonu için gerekli olan fonun, Saudi Aramco hisselerinin satışına dayandığını görebiliriz. Sonuç olarak dünyanın en büyük entegre petrol ve doğal gaz şirketi olan Aramco’nun düşük petrol fiyatlarından alacağı darbe, ülkenin ekonomik reform ajandasını da etkileyecektir.” dedi.

Ayrıca sadece düşük petrol fiyatlarının değil, salgından kaynaklanan davranışsal değişimlerin de bölge ekonomisinin diğer sektörleri üzerinde büyük yıkıma yol açacağına dikkati çeken Dourian, “Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) turizm, otelcilik, lojistik ve havacılık alanlarında büyük yatırımlar yaptı ancak bu alanlar pandemiden dolayı darbe aldı. Ülke ekonomisinin toparlanması yavaş olacağı için bu sektörler de kısa ve orta vadede zayıf kalacak.” ifadelerini kullandı.

Dourian, gelir kaybını telafi etmek için yapılan varlık satışlarının artık potansiyel bir seçenek olmadığını çünkü yatırımcıların salgın sonrası dönemde küresel ekonominin diğer sektörlerine öncelik vereceğini aktararak, “Bölgeye olan yabancı yatırım akışlarının orta vadede yavaşlaması bekleniyor.” dedi.

Petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların Körfez ülkelerini farklı seviyelerde etkilediğini vurgulayan Dourian, Suudi Arabistan, Kuveyt ve BAE’nin düşük üretim maliyeti, ulusal varlık fonu ve yabancı yatırım fonları kapasitesi sayesinde fiyatlardaki sarsılmalara karşı Umman ve Bahreyn’e göre daha güçlü konumda olduğunu, Katar’ın ise gaz üretimiyle öne çıkarak piyasa dengesizliğinden daha az etkilendiğini söyledi.

Dourian, yine de petrol fiyatları iyileşmediği sürece borç piyasasına bulaşan Suudi Arabistan ve BAE üzerindeki baskının artacağını ve ekonomik büyümenin temel itici gücü olan hükümet harcamalarındaki kesintilerin durgunluğa yol açacağını kaydetti.