• BIST 100
    1.205,37
    % 1,06
  • AMERIKAN DOLARI
    7,8904
    % 0,10
  • € EURO
    9,2870
    % 0,07
  • ALTIN (TL/GR)
    481,35
    % -0,18
  • BITCOIN
    92371,536
    % 1,92
  • РУБ RUBLE
    0,1016
    % 0,43
  • ¥ YUAN
    1,1798
    % 0,00
  • £ POUND
    10,2144
    % 0,00

BBVA CEO’su Genç’ten açıklama

Bbva ceosu gencten aciklama 798x450 BBVA CEO 8217 su Gen 8217 ten a klama

AA

Genç yaşında dünyanın en büyük bankalarından İspanyol BBVA’nın başına geçen Onur Genç, Türkiye’den İspanya’ya uzanan yolculuğu, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının global bankacılık sistemine etkileri, bankacılıkta insan unsuru, Türkiye ekonomisi ve bankacılık sektörü başta olmak üzere pek çok konu hakkındaki soruları yanıtladı.

SORU: Dünyanın en büyük bankalarından biri olan BBVA’nın tepesindesiniz. Global bankacılıktaki yeriniz nedir?

Onur Genç: “BBVA olarak dünyanın en büyük bireysel ve ticari bankalarından bir tanesiyiz. Bizim 30 ülkede ofisimiz var. 12 ülkede de uçtan uca dediğimiz bankalarımız var. Uçtan uca banka dediğimiz nedir? Mevduatını toplar, kredisini verir, şubesi ve mobil uygulaması vardır, bütün bankacılık hizmetlerini uçtan uca yapar. 12 ülkenin dışındaki 18 ülkedeki ofislerimiz; daha çok kurumsal bankacılık yaptığımız, büyük müşterilere hizmet verdiğimiz yapılar. Dünyada toplam 126 bin çalışanımız var. Bu çalışan sayısıyla dünyadaki en büyük bankalardan biri oluyoruz.12 tane uçtan uca bankalarımızın olduğu ülkelerde de genelde ilk üçteki bankalardan biriyiz. Nerelerde varız? İspanya’nın en büyük bankalardan biriyiz ve kökümüz İspanya. 163 yıl önce İspanya’da kurulmuş bir bankayız. Meksika’daki açık ara en büyük banka biziz. Türkiye’de Garanti BBVA ülkenin önemli bankalarından birisidir. Arjantin’de çok büyük bir bankamız var. Peru’nun en büyük bankalarından biriyiz. Kolombiya’daki en büyük bankalardan bir tanesi bizim. ABD’de önemli bir pozisyonumuz var, 100 milyar dolarlık bir aktifimiz var. ABD’de eyalet bazlı yürüyen bir bankacılık sistemi var. Biz güney eyaletlerindeyiz. Teksas, ABD’nin en büyük ikinci eyaleti. Teksas’ın en büyük 4. bankasıyız. BBVA olarak toplamda 731 milyar avroluk aktifimiz var. Bu,Türkiye bankacılık sektöründen bir parça daha büyük. Dolayısıyla büyük ve geniş,12 ülkeye yayılmış uluslararası bankacılık yapıyoruz. BBVA’nın özü bu.”

SORU: Trabzon’dan Madrid’e uzanan yolculuğunuzu anlatır mısınız?

Onur Genç: “Annem ve babam ilkokul öğretmeni. Trabzon’un Çarşıbaşı ilçesinde yerleşikler. Orada gittim ilkokula. Sonrasında orta okul ve liseyi Trabzon Anadolu Lisesi’nde okudum. Üniversite sınavlarında iyi bir derece elde ettim (Türkiye 5’incisi) ve Boğaziçi Üniversitesi’ni kazandım. Orada elektrik ve elektronik mühendisliği okudum (Okul birincisi olarak mezuniyet). Boğaziçi’nden sonra Türk Eğitim Vakfı bursuyla ABD’ye gittim. Orada Carnegie Mellon Üniversitesi’nde iki yıl işletme yüksek lisansı öğrenimi gördüm. Sonrasında 2 yıla yakın Teksas’ta American Airlines şirketinde çalıştım. Daha sonra dünyaca ünlü danışmanlık şirketi McKinsey’de çalışmaya başladım. McKinsey, özellikle büyük kurumlara, onların performansını nasıl artırabilir diye danışmanlık hizmeti veriyor. McKinsey’de 13 yıl çalıştım. Bu sürede McKinsey’nin ilk Türk kıdemli ortağı ve ilk Türk ülke genel müdürü oldum. 2012 yılında da McKinsey’den Garanti Bankası’na geçtim. Garanti Bankası’nda Bireysel ve Özel Bankacılıktan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı oldum. Sizinle de o dönemlerde tanıştık.”

SORU: Garanti’deki görevinizden BBVA’ya geçiş nasıl oldu?

Onur Genç: “BBVA, Türkiye’ye 2010’lu yıllarda geldi. Garanti’de Doğuş Holding ile ortaklığı vardı. Zaman içinde BBVA, Garanti’nin kontrol hisselerini aldı. Şu anda Garanti’nin yüzde 49,9’u BBVA’nın. Geri kalan yüzde 50,1’lik hisse de pay piyasasında işlem görüyor. O dönem Garanti Bankası’nda çalışıyordum. BBVA ile tanışmamız böyle gerçekleşti. Garanti Bankası dijitalleşme alanında çok iyi bir banka. Ben rakam odaklı bir adamım, rakamlara bakarak bunları söylüyorum. Demek ki biz de o dönem iyi işler yaptık ki BBVA, ‘ABD’de önemli bir bankamız var, oraya genel müdür arıyoruz, ilgilenir misiniz?’ dediler. BBVA’ya öyle bir geçiş oldu. 2017 yılında BBVA’nın ABD’deki bankasının başına genel müdür olarak geçtim. 2017 ve 2018 yıllarını orada geçirdim. Tabi Garanti Bankası’nda öğrendiklerimizi, yaptıklarımızı ABD’de tekrarlayınca oradaki rakamlar da çok iyi gitti. Rakamlar iyi olunca BBVA Yönetim Kurulu, 2018’in sonunda tüm dünyanın genel müdürlüğü görevini teklif etti. O çerçevede 2019’un başı itibarıyla BBVA’nın Global Genel Müdürü oldum.”

SORU: Türkiye’ye sıklıkla gelebiliyor musunuz?

Onur Genç: “Madrid bazlı çalışıyorum. Eşim ve iki çocuğumla birlikte Madrid’deyiz. Çocuklarım lisede okuyor. Fırsat buldukça Türkiye’ye geliyoruz. ABD’de iken uzun mesafeden dolayı çok gelemiyorduk Türkiye’ye. Ama senede bir bayramı Türkiye’de ve Trabzon Çarşıbaşı’nda yaşayan ailemin yanında geçirmeye gayret gösteriyorum. Dolayısıyla Trabzon’u ve Trabzonspor’u seviyorum. Oğlum ve ben Trabzonsporluyuz. Her maçtan önce formamızı giyip öyle seyrediyoruz maçları. Trabzon ile bağlantı devam ediyor. Renktaş olması sebebiyle de Barcelona’yı destekliyorum.”

SORU: Koronavirüs salgını bütün sektörleri etkiledi. Bankacılık da bunların başında geliyor. Global bankacılık bu süreçte nereye doğru evrilecek, orta ve uzun vadede salgının etkileri neler olacak?

Onur Genç: “Bu soruyu ikiye böleyim. İlk olarak mali ve finansal anlamda salgın bankacılık sektörünü etkiliyor mu ya da nasıl etkiliyor konusunu konuşalım. İkinci olarak da iş yapış şekilleri konularını konuşalım. Öncelikle şunu söylemeliyim; bu kriz 2008-2009 finans krizi ya da Türkiye’deki 2001-2002’deki krizler gibi bankacılık köklü, nedenli bir kriz değil. Bankacılık sektörüne sirayet eden krizler, kılcal damarlar gibi bütün ekonomiyi bir anda daha sonra vurabiliyor. Dolayısıyla bu vaziyetin iyi tarafı, onu söylemekte fayda var. Pandemi sağlık kaynaklı bir kriz. Dünya bankalarına baktığımda bu salgına genel itibarıyla hazırlıklı yakalandılar. 2008 krizine baktığımız zaman ABD ve Avrupa bankalarının sermaye yeterlilik rasyoları (SYR) yüzde 7’ler civarındaydı. Sermaye bankaların kanı gibidir. Sermaye olmadan bankalar çalışamaz. Aynı rasyo bu sene başında Avrupa’da yüzde 13’ler, ABD’de yüzde 12’ler seviyesindeydi.

Dolayısıyla bankaların daha hazırlıklı olduğu, böyle bir krizi göğüsleyebileceği bir dönemden bahsediyoruz. Bankacılık sektörünün sıhhati ile alakalı olarak her zaman likiditesine ve sermayesine bakmamız lazım. Bu iki ölçeğe baktığımda ne ABD ve Avrupa’da ne de global büyük bankalarda önemli bir sıkıntı çıkacağını düşünmüyorum. Bu salgın bir küresel bankacılık krizine dönüşmez. Ama salgının etkisi ne olacak? En büyük etkiyi karlılık ve kredi maliyetlerinde, kredi batık maliyetlerinde yükseliş olarak göreceğiz. Ekonomi iyi oldukça bankalar iyi, ekonomi kötü olunca bankalar kötü. Operasyon gösterdiğimiz ülkelere baktığımızda neredeyse her yerde ciddi bir negatif büyümeden bahsediliyor. Ekonomilere ciddi şok oldu. Dolayısıyla belirli sektörlerde, bazı müşteri segmentlerinde özellikle küçük işletmelerde, bireysel tarafta, bireyselin bazı ürünlerinde ciddi batık maliyetleri ile karşı karşıya kalabiliriz. O da karlılıkları etkileyecektir. Bu da bir miktar sermayeyi etkileyecektir. Kısaca, karlılıklar ciddi etkilenecek olsa da sermaye tarafında yeterince tampon olduğunu düşünüyorum. Bankaların da bu vaziyete göğüs gerebileceklerini düşünüyorum.

İkinci tarafa geçersem, bankaların iş yapış şekli ve işleyişi nasıl etkilenecek? Özellikle dijital tarafta teknolojiyi iyi kullanan bankalar bu dönemde daha iyi gittiler. Kimse geleneksel kanalları kullanmadığı ve şubelere gidemediği için dijital kanalları daha çok kullanmaya başladılar. Bizim dünya genelinde dijital kanallardaki işlem hacmimiz bu dönemde yüzde 32 arttı. Kriz öncesi haftalar ile kriz sonrası haftalara baktığımda yüzde 32 dijital kanallarda daha çok işlem var. Dolayısıyla müşterilerin dijital kanalları daha çok sahiplendiği ve kullandığı bir dönemden bahsediyoruz. Bankalar sadece dijital değil uzaktan iletişimle kullanılan kanalları da yoğun olarak kullandı. Çalışan video karşısında, müşteri ile fiziksel bir mekanda buluşmuyor ama, ekran üzerinden görüşüyor. Tıpkı şimdi sizinle yaptığımız gibi. Dijital ve remote (uzaktan) kanallarda çok ciddi artışlar görüyoruz. Bankaların biraz daha bu kanalları önemsediği, biraz daha yukarı çektiği bir dönemden geçeceğiz. Önemli bir etkilenme de bu.”

BÜTÜN ÜLKELERİMİZ İÇİNDE 1 NUMARA’

SORU: Salgın döneminde dijitalleşmeyi doğru yapabilen bankalar bir adım öndeydi. BBVA ve Garanti BBVA’da salgın döneminde rakamlar nasıl oldu?

Onur Genç: “Dijital işinde hem BBVA hem de Garanti BBVA olarak çok iyi rakamlarımız var. Çok iyi pozisyondayız. Hem dünyada hem de Garanti BBVA’da şunu gördük; salgın aslında bizi test etti. ‘Hakikaten iyi misin?’ diye zorladı. Bizim işimiz süreç işidir. Bazı dijital iş süreçlerimizde müşteriye sürecin bir dalında hala ‘şubeye git’ diyoruz. Ama şube kapalı, müşteri şubeye nasıl gitsin. Bu tip süreçleri görmemizde, onları tekrar test etmemizde ve iyileştirmemizde iyi de bir vesile olacak bu vaziyet. İş yapış şekilleri itibarıyla kanal yapısının, müşterilerle iletişim yollarının daha değiştiği bir yere doğru evriliyor sektör.

Garanti BBVA’da rakamlar çok güçlü oldu. Türkiye’de, bizim iyi olan şeylerimize ‘iyi demekte’ zorlanırız bazen. Türkler olarak hep daha iyisini ve daha fazlasını isteğimiz için. Garanti BBVA, dijital konusunda muazzam bir bankadır. Bizim genel rakamlarımızda da Garanti BBVA’nın rakamlarında da bu gözüküyor.

Garanti BBVA’nın 8,8 milyon dijital müşterisi, 8,2 milyon mobil müşterisi var. Bu dönemde yüzdeler olarak baktığımızda aktif müşteriler içinde dijital kanalları kullananların payı yüzde 76’ya çıktı. Dijital kanallardan yapılan satışlara ürünlerin gelirlerini dikkate alarak baktığımız zaman nisan ayında yapılan toplam satışın yüzde 60’ının dijital kaynaklı olduğunu görüyoruz. Daha önceki aylarda bu oran yüzde 50 seviyesindeydi. Mart ayında hep sıçrama trendini gördük. Nisan rakamları bunun biraz daha üzerinde. Garanti BBVA, BBVA dünyasında hem müşterilerin dijital olma yüzdesi hem müşterilerin dijital kanalları kullanarak ürün satın almaları konusunda açık ara önde. BBVA da dijital olmayı kendine hedef edinmiş bir bankadır. Garanti BBVA, bütün ülkelerimiz içinde bir numara. Garanti BBVA çok iyi gidiyor. Bu kriz zamanında 3,6 milyon Garanti BBVA müşterisi dijital kanalları aynı gün içinde kullanmak istedi. Bu bir rekordu. 3,6 milyon müşteriye aynı gün içerisinde hizmet etmek, dijital kanalları ayakta tutmak muazzam bir başarıdır. Garanti BBVA, bunu başarmış bir bankadır. Garanti BBVA, hem sektörde hem de dünyada çok iyi banka.”

‘DATAYI İYİ KULLANIRSAN MALİYET SIFIRLANIR’

SORU: Fintech, bankacılık sektörünün neresinde? Yapay zeka, nesnelerin interneti gibi bir konular hayatımıza girdi. Yakın dönemde hangi yeni kavramları duyacağız?

Onur Genç: “Hem nesnelerin interneti hem de yapay zeka konusunu aslında aynı şemsiyenin alt parçaları olarak düşünüyorum. O şemsiyenin ‘data’ olduğunu düşünüyorum. Data çok önemli. Nesnelerin interneti ya da yapay zeka aslında datayı alıp, harmanlayıp müşterilerin faydasına ne çıkarabilirim ile ilgili arayışlardır. Bunlar değişik yollardır ama özünde data vardır. Data, krizde daha önemli hale gelmiş olabilir ama krizden bağımsız önümüzdeki dönemde bankaların ve aslında her sektörün çok fazla yoğunlaşması gereken konulardan biri olacak. Datayı, şu anda oluşan yeni gündemlerden çok daha farklı ve daha önemli ve yüksek bir yere koyarım.

Örneğin, biz banka olarak ne yapıyoruz. Kredi veriyoruz. Nasıl bir manav elma alıp elma satıyorsa, bankanın yaptığı da mevduatı olandan parayı alıp, paraya ihtiyacı olan kredi sahibine vermektir. Arada da bu işi yaparken bir marj alıyoruz. Onun haricinde servis maliyetlerimiz var, onlardan da komisyon ve ücret alıyoruz. Burada maliyetlerimizin altında şube ve kredi gibi maliyetlerimiz var. Kredi verdiğimiz bazı müşteriler kredilerini bir çok nedenden dolayı ödeyemiyor. Kredi maliyeti bizim yönetmemiz gereken en önemli ve en çok değer vermemiz gereken konulardan bir tanesi. Bankanın yaptığı risk yönetimi sonuçta. Eğer datayı bir banka çok iyi kullanabiliyorsa, harmanlayabiliyorsa aslında bizim batık oranımızın teorik olarak sıfır olması gerekiyor. Bir müşteriye kredi verirken, o müşterinin kredibilitesi ve ileriye dönük olarak o parayla ne yapabileceğiyle ilgili çok daha iyi bilginiz olması lazım. Türkiye’de kredi maliyetleri yüzde 5-6’larda. Demek ki biz hala datayı yeterince iyi harmanlayamıyoruz ki verdiğimiz kredilerin bir kısmı batıyor. Evet bazıları sektörel, bazıları konjonktürel, bazıları ekonomik konularla alakalı. Ama datayı iyi kullanıyorsanız onu da öngörüyor olmanız lazım. Sadece yaptığımız bir işten örnek verdim. Bunun gibi yaptığımız bütün işlerde datayı iyi kullanırsak bir değer yaratma potansiyelimiz var.

Bakın, dünyada her gün 5 milyarın üzerinde Google araması yapılıyor. İnterneti kullanan kişi başına birden fazla arama var. Bu muazzam bir data. Arama yapan kişi aynı zamanda yeni data yaratıyor. Google’da arama yapan vatandaşlar, arama yaptıklarında 1., 2., 3.,….arama sayfaları geliyor. Arama yapanların yüzde 80’i 2. sayfaya geçmiyor bile. Arama sonuçlarında da ilk sayfadaki ilk üçe bakıyor. Google zaten vatandaşa aradığı şeyi ilk 3-4’te veriyor. Müşterinin diğer sayfalara geçmek gibi ihtiyacı yok. Kullanıcı ‘Bana istediğimi ver, beni fazla uğraştırma’ diyor. Hem data konusunu, hem de o datanın içine müşterinin istediğini, doğru ve işe yarayacak datayı yerleştirebilmeyi becerebilmek lazım. Bu da o kadar kolay bir iş değil. Bankalar olarak ve birçok sektördeki şirketler olarak o datayı doğru şekilde bulma, onu doğru işleme ve müşterinin işine yarayacak faydaya dönüştürme konusunda bu konuştuğumuz teknolojileri çok daha iyi kullanabiliyor olmamız lazım. BBVA’da yeni bir stratejik plan açıkladık. Data konusu 6 tane koyduğumuz stratejik öncelikten bir tanesi. Bizim teknoloji tarafında iyi olduğumuzu rakamlar söylüyor. Şimdi onu data konusuna evirmemiz lazım ki müşteriye daha fazla fayda sağlayabilelim.”

SORU: Teknolojinin gelişimi bankacılıkta insan unsurunun geleceğini hep sorgulattı. Salgın döneminde insan unsuruna bakış nasıl değişti?

Onur Genç: “Bu dönemde çok önemsediğimiz bir konu daha ortaya çıktı. O da ‘insan’ konusu. Özellikle bankacılık alanıyla ilgili söylüyorum. Bu vaziyette insanlar evlerinden çıkamıyor olmalarına rağmen bankalarda ilişki kurdukları çalışan çok önemli bir yerdeymiş. Bunu bize ispatladı bu kriz. Müşteri şubeye gidemiyor ama şubedeki o kişiye ulaşma ihtiyacını iletti. Video da olsa ‘ben konuşayım bankacımla’ dedi. BBVA olarak dijital tarafta yaptıklarımız ve yapacaklarımızla rekabet avantajı sağlamak üzerine kurduk hayatımızı. Her zaman dijital tarafta ‘herkesten daha iyi olacağız’ dedik. Ama onun yanında unutmamamız gereken bir unsur olduğunu bence bu kriz hatırlattı. O da ‘insan’ unsuru. Dolayısıyla dijitalde çok iyi olacağız ama insan tarafından kesinlikle ve kesinlikle vazgeçmeyeceğiz. İnsanla dijitali bir araya getirebilmemiz lazım. Güven dediğiniz şey bir telefonla kolay kolay kurulamıyor. Bankacılık güven işi ve kişiyle kurulabiliyor. Müşterimiz şubedeki çalışanımızla kurduğu ilişki üzerinden bizimle çalışıyor. Dolayısıyla insan tarafını bu günlerde bile bir ekranla, teknolojinin değişik olanaklarını kullanarak dijital kanallarımızla birleştirip sunmamız lazım. Krizin bize öğretilerinden birisi de budur. Kriz, bizlere “İnsan tarafını es geçme. İnsan tarafını belki şubede değil ama dijital kanallar üzerinden işinin merkezine koymaya devam et.” dedi. İyi çalışanların varsa başarılı olursun bankacılıkta. Sadece dijital kanalların güçlü diye başarılı olamazsın, ikisinin de güçlü olması lazım başarılı olmak için. Bence bu kriz bize bunu gösteriyor.”

SAYI DEĞİL İŞLEV DEĞİŞECEK

SORU: Bu anlattıklarınız ‘teknolojinin kullanımı arttıkça sektörde istihdam azalabilir’ anlayışının tersi. İnsan unsuru dışarı çıkabilir mi?

Onur Genç: “Bankacılık sektöründe insan unsuru sistemin dışına çıkamaz. İş yapış şekli değişecek. O insanın ne yaptığı değişecek. ABD ya da İspanya’da şubeye gidenlerin sayısı her geçen gün azalıyor. Ama oradaki istihdamımız devam ediyor. Çünkü müşteri vezneye gidip nakit işi yapmaktansa şubedeki çalışan üzerinden artık tavsiye alıyor. ‘Ev alacağım, ne kadarlık, kaç yıl vadeli, ne tip kredi kullanayım?’ gibi konularda tavsiye alıyor. Bunlar kolay işler değil. Kimse banka kredisi almak istemez ya da kimse banka kredisi üzerinden bir alım yapmıyor. İnsanlar konut kredisi almak istemiyor. İnsanlar ev almak istiyor. Ev almak istediği zaman konut kredisi ona bir aracı oluyor. İnsanlar araç kredisi için yanıp tutuşmuyor. İnsanlar araba için yanıp tutuşuyor. Araç kredisi onun bir destekçisi. Dolayısıyla bizim biraz yanda duran asıl satın alınmak istenilen değil onun destekçisi konumundaki ürünlerimizi daha iyi anlatmamız gerekiyor. Aslında müşteriye tavsiye ya da bilgi aktarma gibi bir görevimiz var. Çalışanlarımızı, nakit alıp veren kasiyerden, müşteriye yardım eden, tavsiye veren, müşterinin gelecek planlamasına yardım eden bir yapıya doğru büründürmemiz lazım. İnsan sayısı azalmayacak, ancak insanın yaptığı işlev çok fazla değişecek. Bakın, bir araştırmadan bahsetmek isterim size. Bunu her ülkede yaptık ve genelde de benzer rakamlar çıktı. Sokaktan geçen 100 kişiyi çeviriyorsunuz ve diyorsunuz ki; ‘Bu hayatta en büyük stres kaynağınız nedir? Sizi ne rahatsız ediyor?’. İnsanlar bu soruya birçok farklı yanıt verebilir. Ama, Yüzde 65’i açık ara ‘benim stres kaynağım para’ diyor. Yeterince parası yok, ilerisini düşünüyor, çocuklarının geleceğini düşünüyor, ilerde emekli olunca nereye gideceğim diye düşünüyor, taksitler, kredi kartı diyor. Hayatın en büyük stres kaynağı para. Bankalar olarak insanlara o stres kaynağını daha iyi yönetmesi konusunda tavsiyeler vermeliyiz. ‘Bu harcamayı yapma, şu faturayı bizce şöyle öde, biriktirmeye başla, şu anda bu krediyi alman doğru değil’ şeklinde tavsiye vermemiz lazım. Bankalar olarak müşteri memnuniyetini her zaman tepeye çekip, müşteriye finansal hayatı ile alakalı daha iyi iş çıkarmamız lazım. İnsanın işlevi değişecek, sayısı değişmeyecek.”

SORU: Yurtdışından bakınca Türk bankacılık sektörü nasıl görünüyor?

Onur Genç: “İyi bir yerde. Türkiye’nin bankaları ülkenin ekonomik olarak güçlü noktalarından bir tanesi. Az önce örnekler verdim. Çekirdek sermaye rasyoları Avrupa’nın yüzde 7’lerdeydi, yüzde 13’lere geldi. ABD bankalarının rasyoları yüzde 7’lerden yüzde 12’lere geldi. Türk bankacılık sektörünün çekirdek ya da toplam sermaye rasyoları bu oranların hep üzerindeydi. Türkiye’nin bankaları bir kere sermaye, likidite ve güç olarak çok iyi bir noktada. Uzun zamandır da böyle. Türkiye bankacılık sektörüne güç, sıhhat ve gelecek olarak hepimizin güven vermesi lazım. Garanti BBVA, bizim grup içerisinde çok özel bir yerde. Dolayısıyla bankacılık sektörü ve Garanti BBVA, sağlık ve sıhhat olarak genelde iyi. Ayrıca, yeni dünyada dijitalin çok iyi, ama insan unsuruyla birleştirilip çok iyi olması gerektiğini söylemiştim. Türkiye bankacılık sektörü onu da iyi yapıyor. İnsan kaynağı iyi olduğu için bu olmuş. Sektör iyi insan kaynağını çekebilmiş. Garanti BBVA, tüm BBVA bankaları içinde iş yapış şeklinde, dijitalleşmeyi işin içine koyma noktasında bir numara. Türkiye bankalarını uzaktan çok iyi görüyorum.”

SORU: Genel itibarıyla Türkiye ekonomisini de değerlendirir misiniz?

Onur Genç: “Türkiye ile alakalı dışarıdan belki biraz subjektif olacak. Çünkü Türküz. Ama, ülkemizin hakikaten potansiyeli çok yüksek. O potansiyeli işlersek çok daha iyi olacak bir noktada gözüküyor. Demografi çok önemli bir unsur. Ekonominin büyümesi için altta yatan en önemli faktörlerden biri o ülkenin ortalama yaşıdır. Türkiye’nin ortalama yaşı 31. İtalya’da 47, Almanya’da 46. Türkiye’nin ortalama yaşını çok konuşuyoruz ama bunun önemli bir faktör olduğunu bilelim. Genç, tüketime ve üretime katkı sağlaması muhtemel bir demografimiz var. Bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çok müteşebbis bir altyapımız olduğunu bilelim. KOBİ’lerin toplam ekonomi içindeki payına baktığımızda yine Türkiye’nin iyi bir durumda olduğunu görüyoruz. Müteşebbis, iş kurma, iş ilerletme noktasında Türkiye’nin kültürü var. Dolayısıyla, Ekonominin kök hücrelerinde güçlü şeyler görüyorum. Mali tarafta kamu borcunun gayrisafi milli hasılaya oranı yüzde 32 civarında. Bu rakam birçok ülkede çok daha yüksek. İspanya’da yüzde 98’de, bu sene pandemi sonrasında yüzde 120’lere çıkması bekleniyor.

Salgın öncesinde bu oran Fransa’da yüzde 98, İtalya’da yüzde 120 idi. Ortalama olarak diğer gelişmekte olan ülkeleri bir sepet olarak düşünün, bizde yüzde 32 olan rakam, gelişmekte olan ülkelerde yüzde 51 seviyelerinde. Dolayısıyla Türkiye kamu maliyesi olarak da güçlü. Bizim tabii dikkat etmemiz gereken ödemeler dengesi dediğimiz konu. Çünkü Türkiye çok uzun yıllar cari açık vermiş. Cari açık nedir? Dışarıdan aldığınız ürün ve hizmetler var, dışarıya sattığınız ürün ve hizmetler var. Biz orada hep açık vermişiz. Dışarıdan ürün ya da hizmet almak için dolara ya da avroya ihtiyaç duymuşuz ve orada hep açık olmuş. Yani dışarıdan daha çok ürün ve hizmet almışız. O açığı finanse etmemiz lazım. Finansman da para piyasalarına dışarıdan getirdiğimiz paralarla olmuş. Hükümetimiz çok doğru bir şekilde yeniden dengelenme süreciyle yılların birikmiş cari açığını düzeltmeye çalışıyor. Ülkemiz geçen yıl cari açık değil cari fazla verdi. Bizim ödemeler dengesi, geçmiş yıllardaki cari açığın yarattığı dış kaynaklara bağımlılık konusunda dikkat etmemiz lazım. Onu yönetmemiz gerekiyor. Ülkemiz de şu an onu yapıyor. Bankacılık sektörü olarak pozitifim. Garanti BBVA olarak daha da pozitifim. Ülkemiz de gözümüz gibi bakmamız gereken bir ülke. Kırılganlıklar var mı? Var. Ama yönetilebilecek kırılganlıklardır diye düşünüyorum.